Açık öğretim lise ne kadar sürede biter ?

Selin

New member
Açık Öğretim Lisesi: Bir Hayalin Peşinden Koşan İki Karakterin Hikayesi

Giriş: Bir Yolculuğa Başlamak - Ne Kadar Zor, Ne Kadar Güzel?

Herkese merhaba! Bugün size, açık öğretim lisesine başlama kararı veren iki kişinin hikayesini anlatacağım. Her biri farklı hayallerin peşinden gitmeye çalışıyor, fakat bu yolculukları oldukça farklı şekillerde yürüyorlar. Beni takip edin, bakalım bu iki karakterin hikayesi, herkesin düşündüğünden çok daha derin olabilir.

Bölüm 1: Gökhan'ın Stratejik Planı

Gökhan, 27 yaşında, çalışırken açık öğretim lisesine yazılmaya karar verdi. Her şey, iş hayatındaki bir gecede bir fırsatın kaybolmasıyla başladı. Çocukluk hayali olan üniversiteyi bir gün kazanmayı istemiş, fakat pek de ciddi bir plan yapmamıştı. Gökhan, bir gün iş arkadaşlarından birinin, “Açık öğretim lisesini bitir, diploma al, sonra üniversiteye geçiş yaparsın.” dediğini duydu. İlk başta, ne kadar basit bir çözüm önerisi olduğunu düşündü, fakat sonra aklında bir şeyler şekillendi.

Gökhan, durumu hemen çözüm odaklı bir stratejiye döktü. Hedefi netti: "Açık öğretim lisesini, en kısa sürede bitirip, üniversiteye başlamak." Her şeyin en verimli şekilde yapılması gerektiğini düşündü.

İlk olarak, açık öğretim lisesinin ne kadar sürede tamamlanabileceğini araştırdı. Öğrenmek istediği şey netti: “Bu sistemde, kaç dersten geçeceğim, hangi sınavlara girmem gerekecek?” Kısa sürede fark etti ki, açık öğretim lisesinde yıllık dersler yoktu. Öğrenciler genellikle kendi hızlarında ilerliyorlardı. Bir yıl içinde, istediği dersleri tamamlayıp, diplomayı alması mümkündü, tabii düzenli çalışarak. “Zaten online sınavlar var, zamanımı verimli kullanmalıyım,” diye düşündü.

Gökhan'ın çözüm odaklı yaklaşımı, onun stratejik kararlar almasına yardımcı oldu. Ancak bu süreç, onun yalnızca akılcı düşünmesini değil, aynı zamanda zamanını nasıl yöneteceğini de öğretmişti. Bazen yalnızca plan yapmak yetmiyor; harekete geçmek ve disiplini korumak gerekiyor.

Bölüm 2: Zeynep’in İlişkisel Yolculuğu

Zeynep ise Gökhan’dan farklıydı. O, 23 yaşında, küçük bir kasabada yaşayan, halihazırda bir işte çalışan ve ailesiyle yakın bir ilişkisi olan bir gençti. Zeynep, açık öğretim lisesine başlama kararını verdiğinde, ilk olarak ailesine ve yakın arkadaşlarına danıştı. Eğitim, onun için yalnızca bir diploma almak değildi; bu süreç, kendi kimliğini bulma ve etrafındaki insanlar ile güçlü bağlar kurma yolculuğuydu. Zeynep için eğitim, sadece ders çalışmak değil, aynı zamanda çevresiyle anlamlı sohbetler yapmayı da içeriyordu.

Bir sabah, Zeynep’in annesiyle yaptığı bir sohbet, onun bu yolculuk için karar vermesinde önemli bir rol oynadı. Annesi ona, "Kızım, bu sadece senin değil, hepimizin yolculuğu. Ailene destek olursan, sana her konuda yardımcı oluruz." dedi. O an, Zeynep, eğitimde yalnız olmadığını fark etti ve bu ona büyük bir güç verdi. Çevresinin desteği, onun için çok değerliydi.

Zeynep, Gökhan gibi stratejik bir plan yapmadı. Bunun yerine, her hafta hangi derslere odaklanacağına karar veriyor, bazen sıkılınca kısa bir ara veriyor, bazen arkadaşlarıyla sohbet ederek moral buluyordu. Zeynep, bu sürecin sadece kendisini değil, aynı zamanda çevresindeki insanları da etkileyebileceğini düşündü. Ailesiyle birlikte sınav günlerinde dua ediyor, arkadaşlarıyla sınav konuları üzerine sohbet ediyordu. Eğitim yolculuğunda, Zeynep'in gücü yalnızca kendi içindeki potansiyelden değil, aynı zamanda çevresindeki ilişkilerden de geliyordu.

Bölüm 3: Gökhan ve Zeynep’in Karşılaşması

Bir gün, Gökhan ve Zeynep tesadüfen aynı kütüphanede karşılaştılar. Gökhan, hedef odaklı bir şekilde ders çalışırken, Zeynep de arkadaşlarıyla bir grup çalışması yapıyordu. İlk başta Gökhan, Zeynep'in sosyal etkileşimlere fazla zaman ayırdığını düşündü. Ancak Zeynep, ona çok fazla ders çalışmanın da insanı tükenmiş hissettirdiğini anlattı.

"Benim için eğitim, sadece diploma almak değil, aynı zamanda etrafımda beni sevenlerle bağ kurmak," dedi Zeynep. Gökhan, Zeynep’in yaklaşımını anlamıştı, fakat onun daha fazla stratejik plan yapması gerektiğini düşünüyor, bir an önce diplomasını almak için zamanını daha verimli kullanmasını tavsiye ediyordu. Ancak, Zeynep ona, "Bazen hayatı sadece çözüm odaklı değil, ilişki odaklı da görmek lazım," diye karşılık verdi.

İki genç, eğitimdeki farklı yaklaşımlarını tartıştı. Gökhan, Zeynep'in yaklaşımının biraz daha ‘sosyal’ ve ‘duygusal’ olduğunu, Zeynep ise Gökhan’ın yaklaşımını ‘soğuk’ ve ‘mekanik’ buldu. Ancak bir süre sonra, birbirlerinden çok şey öğrendiler.

Sonuç: Hangi Yolda Yürümelisin?

Gökhan ve Zeynep’in hikayesi, açık öğretim lisesine başlama sürecinde herkesin farklı bir yol izleyebileceğini gösteriyor. Gökhan’ın stratejik planı ve Zeynep’in ilişkisel yaklaşımı arasında bir denge kurmak, belki de en iyi yol olabilir. Bir taraftan hedef odaklı olmak, diğer taraftan insan ilişkilerine önem vermek, süreci daha verimli ve anlamlı kılabilir.

Sizce, Gökhan’ın yaklaşımı mı, yoksa Zeynep’in yolu mu daha sağlıklı? Eğitimde en iyi sonucu almak için hangi faktörler daha etkili olabilir? Düşüncelerinizi merak ediyorum, gelin bu tartışmayı birlikte yapalım!