LGS öğrencisinin 1 günü nasıl olmalı ?

Efe

New member
LGS Öğrencisinin Bir Günü Nasıl Olmalı? Bir Hikâye Paylaşmak İstedim

Merhaba forumdaşlar! Bugün çok özel bir konuda, hep birlikte düşünmeye ve konuşmaya davet ediyorum. LGS gibi büyük bir sınavın öğrenciler üzerindeki etkisini, onların bir gününü, hayal edin. Sadece sınav kaygısı, ders çalışma stresi değil, aynı zamanda o günün duygusal yanları ve ilişkisel etkilerini... Bugün bir LGS öğrencisinin bir gününe dair yazdığım kısa hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Hikâyenin kahramanları, erkeklerin çözüm odaklı yaklaşımını ve kadınların empatik bakış açısını yansıtan iki farklı karakter olacak. Bunu paylaşırken, hem duygusal olarak derinleşmeye hem de hayatın içindeki gerçeklerle nasıl başa çıkılabileceğini konuşmaya çalışacağım.

Hazırsanız, hikâyemiz başlasın…

Hikâye Başlasın: Bir Sabah, Bir Hayat

Saat henüz 7:00. Zeynep, gözlerini zor açıyor. Bugün, hayatının dönüm noktalarından biri olacak gibi hissediyor. LGS’nin sadece bir sınav olmadığını, hayatının geri kalanını etkileyecek bir kararname gibi düşündüğü bu günde, içindeki heyecan ve kaygı birbirine karışıyor. Zeynep, sabah kahvaltısını hazırlayan annesinin mutfaktan gelen sesiyle biraz daha uyanıyor.

“Günaydın, kızım. Hazırlanmak üzere misin?” diyor annesi, her zamanki gibi nazik ve anlayışlı bir şekilde.

Zeynep, sessizce başını sallayarak uyanıyor ve bir an için gözlerini kapatıyor. Dün gece uzun bir çalışma sürecinden sonra, kafasında karmaşık düşüncelerle uykuya dalmıştı. Ama bu sabah, bir şeyler farklı hissediyor. Sınavdan önce bir parça sakinlik, bir parça huzur istiyor. Ancak, onun için bu sakinlik, ders çalışma baskısının ve geleceğin belirsizliğinin karşısında hemen yok oluyor.

Zeynep, annesinin öğütlerine kulak vererek kahvaltısını yapıyor. Ama aklı hâlâ sınavda. Sınavın, sadece bugün değil, yarınlarının da ne kadar şekilleneceği, içinde kıpırdayan kaygılarla birleşiyor. Her şeyin mükemmel olması gerektiği hissi, içini kemiriyor.

Bir Erkek: Hasan’ın Stratejik Düşüncesi

Hasan, Zeynep’in aksine, sınavdan önceki sabahı her zaman daha stratejik ve çözüm odaklı düşünüyor. Bugün, sabah 6:00’da uyanmıştı ve çalışma masasının başına geçmişti bile. Hasan, her şeyi bir plana dökerek çözüme kavuşturmayı seviyor. "Bugün, üç saat matematik, bir saat Türkçe, sonrasında bir mola ve öğleden sonra tekrar matematik," diye kafasında plan yapıyor. Aslında, Hasan için sınav, sadece bir sorun çözme yarışıdır. Eğer doğru strateji uygulanırsa, her şey yolunda gider.

Öğlene doğru, Hasan ders çalışırken, annesi onun odasında sessizce beliriyor. “Yeterince dinlenmeyi düşünüyor musun?” diyor annesi, endişeli bir şekilde.

Hasan, başını kaldırıyor ve “Evet, ama her şeyin mükemmel olması gerek,” diyerek kısa bir yanıt veriyor.

Annesi biraz daha düşünceli bir şekilde, “Mükemmel olmasına gerek yok. Yeterince iyi yapman yeterli,” diyor. Ancak, Hasan’ın kafasında hala sorular ve kaygılar var. “Bir dakika bile kaybetmemeliyim,” diyor kendine. Sonunda, annesinin söylediklerini kabul ediyor, ama tüm gün boyunca hedefinde sadece verimli çalışmak var.

Bir Kadın: Zeynep’in Empatik Bakışı

Zeynep, Hasan’ın aksine sınavdan önce, duygusal bir hazırlığa ihtiyaç duyuyor. Onun için sınav, bir stratejiden çok, bir içsel yolculuk. Kaygıların, endişelerin, ancak sonrasında gelen rahatlamanın, başarının ve kayıpların bir karması. Zeynep’in annesi de bu konuda ona hep yol gösteriyor. “Kızım, unutma, bu sınav seni tanımlamaz. Amaç sadece elinden gelenin en iyisini yapmak,” der annesi.

Zeynep, annesinin sözlerine kulak verirken, içsel bir huzur hissediyor. Ancak, içindeki belirsizlik, yine de gitmiyor. Herkesin başarıya ulaşması için aynı yolu izlemediğini kabul ediyor. Şimdi, Zeynep için sınav sadece bir sonucu değil, bir yolculuğu ifade ediyor.

Öğle vakti, Zeynep, sınav öncesi küçük bir yürüyüşe çıkıyor. Hafif bir rüzgar, gökyüzü parlak. Duygusal bir hazırlık süreci, zihnini rahatlatıyor. Bu yürüyüş, ona sadece sınavı düşünmeden birkaç dakika geçirme fırsatı veriyor. Annesi de zaman zaman ona, “Zeynep, hayatını zorlaştırma. Bunu sadece senin için bir test olarak kabul et,” diyerek ona destek oluyor.

Zeynep, bu sözlerle biraz rahatlıyor. Kendi başına sınavı bir kayıp değil, bir fırsat olarak görmeye başlıyor.

Birleşen Hikâyeler: Duygusal ve Stratejik Yaklaşımlar

Sınav günü, Zeynep ve Hasan’ın yaşadıkları çok farklı ama birbirini tamamlayan bir yolculuk gibiydi. Hasan’ın çözüm odaklı, mantıklı yaklaşımı, zaman planlaması ve strateji oluşturması, ona güven verdi. Fakat Zeynep’in duygusal yaklaşımı, kaygılarını ve endişelerini yönetmesine yardımcı oldu. Biri tamamen mantığa dayalı bir şekilde ilerledi, diğeri ise duygusal olarak sınavla barışmaya çalıştı.

Sonunda, Zeynep ve Hasan sınav salonuna adım attıklarında, birbirlerinden farklı olsalar da ikisi de aynı amaca, başarıya ulaşmaya çalışıyordu. Birisi doğru stratejilerle, diğeri ise duygusal olarak sınavı kabul ederek.

Sizce LGS öğrencilerinin bir günü nasıl olmalı?

Şimdi forumdaşlar, bu hikâyeyi okurken hangi bakış açısının size daha yakın olduğunu düşündünüz? Sizce bir öğrenci sınav öncesi nasıl bir yaklaşım sergilemeli? Çözüm odaklı mı, yoksa duygusal bir rahatlama süreci mi daha etkili olur? Bu konuda sizlerin görüşlerini ve deneyimlerinizi merak ediyorum!